KİTAP HIRSIZI

Yazar:Markus zusak

Orjinal adı:the book thief

Sayfa sayısı:574

Yayınevi:martı yayıncılık

Yazar Hakkında

Yazar 1975 yılında doğmuştur ve Kitap Hırsızı dahil beş kitabın sahibidir. Avustralya’da çok sayıda ödül sahibi olan yazarın kitapları İngiltere, İspanya, Norveç gibi ülkelerde ilk beşte yer almıştır. Yazar ailesiyle birlikte Sidney’de yaşamaktadır.

Kitap İncelemesi

Liesel küçük kardeşiyle birlikte kendilerini evlat edinecek aileye giderken kardeşini trende uykusunda meleklere teslim eder. Bir sonraki istasyonda rahip ve mezar kazıcılarla birlikte kardeşini toprağa veren Liesel mezar kazıcılardan birinin düşürdüğü siyah kitabı kimse görmeden alır.

Sosyal görevlinin Himmel Sokağı’ndaki yeni ailesine teslim ettiği Liesel için artık yeni bir dönem başlar. Sık sık kardeşini ve treni rüyalarında kabus olarak gören Liesel’i üvey babası Hans elinden geldiğince sahiplenir ve baba şevkatiyle iyileştirmeye çalışır. Hans boya ustasıdır ve çok iyi akordeon çalar. Üvey annesi Rosa ise para karşılığında çamaşır yıkamaktadır.

Okul dönemi geldiğinde artık bir arkadaşı vardır, Rudy. Rudy’le birlikte mahallede diğer çocuklarla futbol oyanamak en sevdiği aktiviteleridir. Fakat Liesel’in yaşıtlarından çok geride olduğu önemli bir detay vardır. Liesel okuma ve yazmada büyük zorluklar çekmektedir. Bir gece yatağını ıslattığını farkettiğinde babası çarşafları temizlemek için yatağı toplarken, kardeşinin cenazesinde çaldığı Mezar Kazıcının El Kitabı’nı bulur. O geceden sonra babasıyla birlikte annesinden gizli bodrumda okuma derslerine başlarlar. Her ne kadar yaşına uymasa da, Liesel için kitap kardeşinin anısı adına saklanan değerli bir hatıradır.

İkinci kitap hırsızlığını ise Hitler’in doğum gününde yakılan ateşten kurtardığı bir kitapla yapar. Küllerin arasından çekip aldığı ve hala sıcak olan kitabı saklarken onu gören valinin karısı,annesinin müşterisidir. Valinin karısı kirli çamaşırları toplamaya gittiğinde Liesel’i içeri davet eder ve onu kitaplarla dolu kütüphanesine götürür. Her geldiğinde kütüphanesinde zaman geçirmesine izin verir. Fakat valinin karısı da artık diğerleri gibi çamaşırları yıkatmaya veremeyeceğini bildirdiğinde Liesel öfkeden deliye döner ve kendisine hediye edilen kitabı fırlatarak çekip gider.

Bu zorlu günlerde hayatlarını daha da zora sokacak bir misafirleri vardır artık babasının arkadaşının oğlu.. Max bir yahudidir ve Nazi Almanyası’nda bir yahudi saklamanın bedeli çok ağırdır.

Liesel üçüncü kitap hırsızlığını en yakın arkadaşı Rudy ile birlikte valinin karısının kütüphanesinden yapmaya karar verir. Kendisine hediye edilen kitabı çalmak üzere açık bırakılan camdan girer ve düzenli olarak ziyaretleri başlar. Elbette ki bu ziyaretlerden valinin karısının haberi vardır. Birgün Liesel’e herşeyin farkında olduğunu ve evine camdan değil kapıdan girmesini tercih ettiğini belirten bir mektup bırakır. Bu mektup karşılığında Liesel de valinin karısına bir mektup yazar ve o eve son girişi olduğunu söyler. Valinin karısı Liesel’i kendi evinde ziyaret etmeye karar verir ve onun için bir hediyesi vardır. Yazdığı mektubu çok beğendiğini ve Liesel’in yazmasını düşündüğünü söyleyerek ona bir defter hediye eder. Bu defterle birlikte Liesel geceleri herkes uyuduktan sonra bodruma inip yazmaya başlar. On gece boyunca yazar ve saldırılar esnasında bodrumda olduğu için Himmel Sokağı’nda sağ kalmayı başaran tek kişi Liesel’dir artık.

Yazar 2. Dünya Savaşı ile birlikte yerle bir olan hayatlardan sadece Himmel Sokağı’na değinse de, insanlığın savaşla olan imtihanını yansıtmayı çok iyi başarmış. Yahudilerin katledildiği dönemi ve bu döneme şahitlik eden temiz ve iyi niyetli küçük bir Alman ailesini anlatan kitap, insanlığın en büyük dramlarından birini yaşatan Nazi Almanya’sını akıcı bir dille işlemiş. Ben kitabı okumadan önce çok fazla yorum ve inceleme okuduğum için herkesin hissettiği hayatımda okuduğum en güzel kitap betimlemelerini hissedemesem de sürükleyici ve akıcı dili kitabı bir çırpıda okumanıza olanak sağlıyor. Kitabın tarzı oldukça farklı olmasına rağmen okur, hikayeyi benimsemekte çok zorlanmıyor. Azrailin dilinden anlatılan bu roman 2. Dünya Savaşı kırıntılarını hissedebilmek adına size kapı aralıyor.

Kitaptan Alıntılar

İnsan mutluluğu çalabilir miydi? Yoksa bu da aşağılık bir içsel insan hilesi miydi?

(Sayfa 387)

Yorgun olan asıl benim kalbim.On üç yaşındaki bir kalp böyle hissetmemeliydi.

( sayfa 447)

Hans’ın ciğerleri gökyüzü doluydu.

( sayfa 456)

Üç dil birbirine karışıyordu.Rusça,Almanca ve mermice.

( sayfa 491)

Nedendir bilinmez,ölen insanlar cevabını bildikleri sorular sorarlar.Belki de ölümleri böyle başlıyor.

( sayfa 491)

Hayatını kurtaran kelimelere umutsuzca tutunmuştu.

( Sayfa 522 )

Beni mutlu etmeyin.Lütfen beni umutlandırıp bütün bunlardan iyi bir şeyler çıkabilceğini düşündürmeyin.Çürüklerime bakın.Şu sıyrıklara bakın.İçimdeki sıyrıkları görüyor musunuz?Gözlerinizin önünde büyüdüklerini,içimi aşındırdıklarını görüyor musunuz?Artık hiç bir şey için umut istemiyorum.

( sayfa 544 )

O kadar öfkeliydim,o kadar korkuyordum ki kelimeleri öldürmek istedim.

( sayfa 545 )

Babası gümüş gözlü adamdı;ölü gözlü değil.

( sayfa 562 )

Author: zencefillikedi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir