KÜRK MANTOLU MADONNA

YAZAR: SABAHATTİN ALİ

YAYINEVİ: YAPI KREDİ YAYINLARI

SAYFA SAYISI: 164

Yazar Hakkında

25 şubat 1907’de Edirne’de dünyaya geldi. Babasının mesleğinden dolayı düzenli bir eğitim hayatı olmasa da ilk öğretim hayatını tamamlayıp Balıkesir Muallim Mektebi’ ne başladı. İstanbul’daki okulunda öğretmeni olan Ali Canip Yöntem’in destekleri ve yönlendirmeleriyle birçok şiir, öykü ve denemeleri gazete ve dergilerde yayınlandı. İki yıl Almanya’da eğitim aldıktan sonra memleketine dönüp tekrar öğretmenlik yaptı. Atatürk’ ü hiciv ettiği ve İsmet İnönü’yle alay ettiği gerekçesiyle farklı dönemlerde hapis yattı. Ülkeyi terk etmek isteğine pasaportunun onaylanmamasıyla karşılık verilen Sabahattin Ali, yurt dışına kaçmak için anlaştığı kaçakçı tarafından öldürüldü.

Kitap incelemesi

Kendi halinde bir adam olan Raif efendi tercümanlık yaptığı işine bir gün hastalanıp gidemez. İş yerindeki oda arkadaşından ziyareti esnasında eşyalarını getirmesini ister. Aynı zamanda kitabın anlatıcısı da olan oda arkadaşı Raif efendinin kendisinden yakması için ricada bulunduğu hatıra defterini Raif efendiyi ikna ederek okuması sonucu aşk ve ızdırap dolu bir hayatın kapısını aralar.

Kendi halinde, sessiz, hakkını dahi savunma gereği duymayan bu adamın yazılabilecek nasıl bir hayatı olabilir ki diye düşünürken, Raif efendinin kitaba hayat veren hikayesi çıkar ortaya.

Çocukluğundan beri naif, çekingen, sanata ve kitaplara düşkün olan Raif efendi maddi durumu oldukça iyi olan babası tarafından yirmili yaşlarının başında sabunculuk tekniğini öğrenmek üzere Almanya’ya gönderilir. Almanya’da teknik bakımdan ileri olan sabun fabrikasında sabunculuk öğrenmek yerine resim galerine, müzelere giden Raif efendi sabundan oldukça uzak hayatını devam ettirir.

Raif efendi bir gün galeride gezerken gördüğü Kürk Mantolu Madonna tablosundan çok etkilenerek her gün galeriye gelip resmi incelemeye başlar. Bu otoportreye plotonik aşık olan Raif efendinin hayatı , tablonun sahibi Maria Puder’in dikkatini çekerek tanışmak için adım atmasıyla değişecek, Raif efendi benzersiz duygularla tanışacaktır.

Maria Puder, Tabloda kendini resmetmiş, hiç bir erkeğe güvenmeyen, kabarede şarkıcılık yapan çok çekici bir kadındır. Raif efendinin naifliğini sevmese de zamanla ona ısınmaya başlar. Raif efendi Maria’nın kendisini isteyip istememe konusunda şüpheleri olsa da Maria’ nın yakalandığı hastalıkla aralarındaki bağ kuvvetlenecek birbirleri için vazgeçilmez olacaklardır. Maria’ya bakma görevini severek üstlenen Raif efendi tam aşkına karşılık bulduğu sırada babasının ölüm haberiyle ülkesine dönmek zorunda kalır ve hasret dolu mektuplaşmalar başlar. Bir süre sonra Maria’nın mektuplarının kesilmesiyle Raif efendi umutsuzluğa sürüklenir .

Sevmediği bir kadınla evlenerek kendi içine kapanan Raif efendi karısı ve çocukları tarafından asla anlaşılmayan ve aile içinde itilip kakılan bir birey olup çıkıverir. Yıllar sonra karşılaştığı Maria Puder’in akrabasından aldığı haberle eski acılarını tazeleyen Raif efendi silik karakterinin altındaki iç dünyasının duygusal hareketliliğini defterindeki notlarıyla okuyucuya ispatlayacaktır.

Kürk Mantolu Madonna Sabahattin Ali’nin en çok iz bırakan kültleşmiş ve Sabahattin Ali denilince ilk akla gelen kitabıdır. Kimi zaman kahve yanında yerini alıp instagram fenomenliğine oynamış, kimi zamansa kitabı okuduğunu iddia eden insanlar tarafından şarkıcı Madonna’nın hayatının anlatıldığı söylenerek popülaritesini her daim korumayı başarmıştır. Okumamış olanların hayatında elbet bir yerlere koyabileceğini düşünerek tavsiyede bulunuyor, kahve kitap modası için yeni kitapların da önünün açılmasını diliyorum.

Kitaptan Alıntılar


İnsan tahammül edemeyeceğini zannettiği şeylere pek çabuk alışıyor ve katlanıyor. Ben de yaşayacağım… Ama nasıl yaşayacağım!.. Bundan sonraki hayatım nasıl dayanılmaz bir işkence olacak!.. Ama ben dayanacağım… Şimdiye kadar olduğu gibi… 

Sayfa 46

Hayatta hiçbir zaman kafamızdaki kadar harikulade şeyler olmayacağını henüz idrak etmemiştim.

Sayfa 51


İnsanlara olduklarından başka gözlerle bakmakta ısrar edişimi içerliyordum.

Sayfa 69

Bir insanın diğer bir insanı, hemen hemen hiçbir şey yapmadan, bu kadar mesut etmesi nasıl mümkün oluyordu?

Sayfa 72

Dünyada bana hiçbir şey,…
bir insanın zorla gülmeye çalışması kadar acı gelmemiştir

SayfA 73

Berlin’de yalnızsınız değil mi?” dedi.
“Tamamen yalnızım… Ama Berlin’de değil… Bütün dünyada yalnızım… Küçükten beri…

Sayfa 77

Ben de yalnızım” dedi. 


Bu sefer benim ellerimi kendi avuçlarının içine alarak; 


Boğulacak kadar yalnızım…

Sayfa 77

Ben böyleyim işte” dedi.”Ben garip bir kadınım.Benimle ahbaplık etmek isterseniz bir çok şeylere tahammüle mecbur kalacaksınız!

Sayfa 81

Bir kitabı okurken geçen iki saatin, ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım. 

Sayfa 86

Birçok şeylere ihtiyacımızı ancak onları görüp tanıdıktan sonra keşfetmez miyiz? 

Sayfa 86

Bana acıdığınızı hissetdiğim anda allahısmarladık!… 

Sayfa 95

Hiçbir kadın, ihtiras halindeki bir erkek kadar aciz ve gülünç olamaz.

Sayfa 98

Hiç bir şeyi, kendimi erkeklere beğendirmek için öğrenmedim… 

Sayfa 99

Mevcut olmayan bir şeye malik olalım derken mevcut olanları kaybettik.

Sayfa 120

Yalnız onun yanındayken içimi müthiş bir korku, onu kaybetmek korkusu sarardı. 

Sayfa 129

İçimde hiçbir arzu yoktu. Ne geçmişi, ne geleceği düşünmüyor, ancak yaşamakta olduğum anları biliyordum. 

Sayfa 134

Ama şimdi inanıyorum… Sen beni inandırdın… Seni seviyorum… Deli gibi deģil, gayet aklı başında olarak seviyorum… 

Sayfa 136

Asıl mühim olan, iki insanın birbirini bulması bu derece güç olan şu dünyada, bu nadir saadete ermekti. Öte tarafı hep teferruattı. 

Sayfa 138

Şimdi ben gidiyorum. Fakat ne zaman çağırsan gelirim…

Sayfa 140

Onların beni anlamalarına imkan yoktu. İzahat vermeye de asla mecbur değildim. 

Sayfa 145


yaşadım..


Eğer buna yaşamak demek caizse, yaşadım.. 

Sayfa 146

Author: zencefillikedi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir