KUYUCAKLI YUSUF

YAZAR: SABAHATTİN ALİ

YAYINEVİ: YAPI KREDİ YAYINLARI

SAYFA SAYISI: 221

Yazar Hakkında

25 şubat 1907’de Edirne’de dünyaya geldi. Babasının mesleğinden dolayı düzenli bir eğitim hayatı olmasada ilk öğretim hayatını tamamlayıp Balıkesir Muallim Mektepi’ne başladı. İstanbul’daki okulunda öğretmeni olan Ali Canip Yöntemin destekleri ve yönlendirmeleriyle bir çok şiir, öykü ve denemeleri gazete ve dergilerde yayınlandı. İki yıl Almanya’da eğitim aldıktan sonra memleketine dönüp tekrar öğretmenlik yaptı. Atatürke’ü hiciv ettiği ve İsmet İnönü’yle alay ettiği gerekçesiyle farklı dönemlerde hapis yattı. Ülkeyi terketmek isteğine pasaportunun onaylanmamasıyla karşılık verilen Sabahattin Ali yurt dışına kaçmak için anlaştığı kaçakçı tarafından öldrürüldü.

Kitap İncelemesi

Aydın’ın Nazilli ilçesine bağlı Kuyucak köyüne bir cinayet incelemesine giden Kaymakam Selahattin Bey, ailesi gözlerinin önünde katledilen ve saldırıda parmağını kaybetmesine rağmen büyük bir olgunlukla ve soğuk kanlılıkla olayları anlatan Yusuf adındaki çocuktan çok etkilenir. Yusuf yaşına rağmen korkusuz tavrı, büyük adam gibi kurduğu düzgün cümlelerle kaymakam Selahattin Bey’in merhametine dokunmuş ve onu evlatlık almıştır.

Selahattin Bey’in Yusuf’u evlatlık edinmesi karısı Şahinde hanımı pek mutlu etmese de Yusuf zamanla kızları Muazzez’e abi olup evin bir parçası haline gelmiştir. Eğitim hayatını yarıda bırakan Yusuf taşındkları Edremit’te sahip oldukları zeytin bahçelerinde işçilerin başında dolanarak hayatına devam eder.

Bir bayram günü Edremit’in zengin ve şımarık gençlerinden Şakir sarhoş halde Muazzez’e asılması üzerine Yusuf’dan yediği dayakla hayatlarına kabus gibi çöker. Her istediğini elde etmiş olan Şakir, Selahattin Bey’i babasıyla kurduğu kumpas sonucu kumarda borçlandırarak Muazzez’i ona vermek zorunda bırakır. Selehattin Bey yıllarca çalışsa kazanamayacağı bu parayı ödeyemeyeceği için çaresizce bu evliliği onaylamak zorunda kalır. Şahinde de zengin olan Şakir için tam istediği gibi bir damat olduğunu her fırsatta vurgulamaktadır. Fakat Yusuf zeytinlikte çalışan Kübra ve anasının hikayesini öğrenmesi ile bu evliliğe engel olur. Kübra, bağ evinde Şakir tarafından tecavüze uğramış, bu olaya şahit olan Hacı Ethem de olayı örtbas etmiştir. Bunun üzerine Muazzez’i Şakir’le evlenmekten kurtaran Yusuf, ödenecek olan kumar borcu için bakkal olan arkadaşı Ali’den para alır. Öyle ki Muazzez’e içten içe aşık olan Ali’ye Muazzez’i vermek zorunda kalırlar. Olayı öğrenen Muazzez Ali ile evlenmek istemediğini, gönlünün Yusuf’da olduğunu utana sıkıla üstü kapalı söyleyerek Muazzez’e aşık olan Yusuf’u çıkmaza sokacaktır.

Yusuf’un verdiği söz onu yiip bitirsede caymamak adına günlerce eve gitmez, gitse de Muazzezden kaçar. Ama olayların akışı arkadaşları İhsan’ın düğününde değişir. Şakir düğünlerine az kalan Ali’yi hazmedemeyerek sarhoş kafayla eğlence sırasında öldürür. Olay herkes tarafından net bir şekilde bilinsede Şakir bu işten de parası sayesinde sıyrılmayı başarmıştır.

Ali’nin ölümüyle kızını Şakir ile evlendirme merakına tekrar kapılan Şahinde kalp hastalığına kapılan Selehattin Bey’i de dinlemez ve her fırsatta kendini Şakirlerin evinde bulur. Bir gün Muazzez’inde annesi ile birlikte Hilmi Beylere yani Şakirlere gittiğini öğrenen Yusuf çok sinirlenir ve Muazzez’i kimseye çaktırmadan kaçırır. Evdekilere köylülerden biriyle haber yollayan Yusuf , Selehattin Bey’in bu evliliğe karşı çıkmayıp sevinçle karşılaması üzerine Muazzez ile birlikte eve geri döner.

Selehattin Bey artık sorumluluğu artan Yusuf’u kaymakamlığa katip olarak aldırır. Yusuf asla istemediği bu işe katlanmak zorunda olduğunu bilerek göz yumar.

Zorlu günler kapıdadır. Selehattin Bey kalp hastalığının ilerlemesi sonucu hayatını kaybeder ve çıkan seferberlikle parmağı kopuk olan Yusuf askere alınmaz. Yeni gelen kaymakam İzzet Bey, Yusuf’u at ile köyleri gezerek vergi toplamakla görevlendirir. Bu görevle Yusuf ailesinden ayrı kalarak günlerce yolda at üstünde koşturacaktır.

Yusuf’un maaşının evi geçindirmeye yetmemesi üzerine Şahinde’nin huysuzlukları artar. Yusuf göreve gittiğinde Muazzez’de annesinin söylenmelerine dayanamayıp ona eşlik eder. Bulundukları ziyaretlerde içki içip erkekleri eğlendirmeye başlayarak herkesin diline düşmüşlerdir. Yusuf bir gün görevden geldiğinde Muazzez’i içki kokar halde kendinden geçmişcesine uyurken bulmasıyla, yaşanılanları bir nebze anlasa da eşine konduramaz ve Şahinde’yi sert bir dille uyarır. Aynı gece yola çıkacak olan Yusuf’a Muazzez Edrenit’i terk etmek istediğini dile getirir.

Yusuf aniden evine döndüğü son görevin gecesinde Muazzez ve Şahinde’yi aralarında Şakir ve Hacı Ethem’inde bulunduğu bir çok erkekle içip eğlenirken bulur ve silahını çıkararak etrafa ateş eder. Karanlıkta kalan kalabalık içinden karısını çıkararak karısını kaçırır. Mola olarak durdukları yerde ise acı gerçek ortaya çıkacak Sebahattin Ali’nin hüzünlü hayal dünyası yine bir acıyla son bulacaktır.

Sebahattin Ali çoğu kitabıyla bende tatlı bir hüzün bırakmıştır. Kitabı okurken hem üzülür hem de tadına doyamadığım bir eserle daha tanıştığım için mutlu olurum. Sıradan hayatların sıradan acılarına sığınarak bu dünyanın üstüme bıraktığı yükten biraz olsun uzaklaşmaya çalışırım. Ya siz yükünüz ağır geldiğinde kime sığınıyorsunuz? Sabahattin Ali ile tanışmayanınız var mı? Bana iletişim sayfamdan ulaşabilirsiniz. Sevgiyle ve kitapla kalın.

Kitaptan Alıntılar


Kendini bir felaketin içinde kaybetmenin manası yoktur. İnsan birazcık da kalender olmalıdır.

sayfa 61


Hiç geçmeyen, hiç unutulmayan şeyler de var, beyefendi! Ölünceye kadar insanın sırtından atamayacağı şeyler de var…

sayfa 61


Neydi bu içinden çıkılmaz meseleler? Neydi bu mavi göğe veya sevgili bir yüze bakmayı zevk olmaktan çıkaran hisler ve üzüntüler?

sayfa 81


Etrafına daima bir yabancı gözüyle bakmış, hiç bir yere bağlanmak arzusu duymamış, bu yalnızlığının gururu içinde memnun olmaya çalışmıştı.

sayfa 82


Kendine yazık edeceksin… Senin yolun orası değil…

sayfa 119


Bir zamanlar birbirlerinden ayrılmak, birbirlerini kaybetmek ihtimalinin korkusunu çekmiş olmasalar, belki de birbirleri için ne kadar kıymetli olduklarını hala bilmeyeceklerdi.

sayfa 145


Hayatları o kadar birbirinin içinde kaybolmuş, birleşmişti.

sayfa 145


Bütün güzel laflardan ve hoş insanlardan sıkılan bu mahlukları, birbirlerinin sessiz mevcudiyeti, yorgunluk verecek kadar doyuruyordu.

sayfa 146


Hiçbir yerden öğrenilmiş olmayan ve tabiatın henüz kendisine bağlı bulunanlara uyanık tuttuğu bir his onlara, hayatın bütün kalabalığından ve müşterek yürüyüşünden ayrılmanın dehşetini fısıldıyordu.

sayfa 146


Dünyada her felaketin içinden en az zararla sıyrılmanın yolu hayata uymak, muhite uymak, hiç sivrilmemektir.

sayfa 151


“Saadet, hayatı olduğu gibi kabul etmektir.

sayfa 151


Kendini halinden şikayet etmeye alıştırma! Ömrünün sonuna kadar dövünsen bu hayatın cefası tükenmez; kendine etmiş olursun.

sayfa 151


Bir müddet daha düşününce dünyada da hiç bir yere bağlı olmadığını hissetti ve içten içe bu kadar yabancı olduğu bu hayatta kendisini bir çok kayıtların kuşatmasına, ondan, istediği gibi hareket imkanlarını almasına müthiş içerledi.

sayfa 177


Hayatını berbat eden şeyin bu duraklamalar, bu boyun eğmeler olduğunu zannederek, artık aklına estiği gibi hareket etmeye karar verdi.

sayfa 207


İçindeki bütün yıkıntılara, bütün kederlere rağmen başını yere eğmek istemiyordu. Matemini ortaya vurmadan tek başına yüklenecek ve yeni bir hayata doğru yürüyecekti.

sayfa 215

Author: zencefillikedi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir