NERUDA’ NIN POSTACISI

YAZAR: ANTONİA SKARMETA

YAYINEVİ: KIRMIZI KEDİ YAYINEVİ

SAYFA SAYISI: 122

ORİJİNAL ADI: ARDİENTE PACİENCİA – EL CARTERO Y PABLO NERUDO

Yazar Hakkında

 7 Kasım 1940’da Şili’de doğmuştur. Şili Üniversitesi ve New York Columbia Üniversitesinde felsefe ve edebiyat eğitimi almış sonrasında Washington Üniversitesi tarafından “Latin Dilleri ve Edebiyatları Fahri Profesörü” unvanına layık görülmüştür. Edebiyat, sürgün, tiyatro ve politika üzerine birçok deneme ve makale yazmış bir çok film senaryosuna imzasını atmıştır.

Kitap İncelemesi

Şili’nin Isla Nagra adlı kasabasında yaşayan Pablo Neruda adlı şairin postlarını iletmek için bir postacıya ihtiyaç vardır. Mario Jimenez bahşişi az olmasına rağmen bu işe talip olur. Böylelikle hayranı olduğu şaire daha yakın olacak kim bilir belki de arkadaşlarına hava atabilceği bir imza alacaktır.

Genç ve girişken postacı geçip giden günlerin ardından Pablo Neruda ile birkaç cümle de olsa muhabbet etmeyi başarmış üstelik muhabbeti dostluğa dönüştürebilecek kadar da ileri gitmiştir.

İnatçı postacı restauranta içmekten başka yapılacak hiçbir şey olmayan bu kasabada Pablo Neruda’ nın hayatına renk getirecek, aşkını şairin şiirleriyle taçlandırıp şairi de aşkına ortak edecektir. Pablo Neruda Mario Jimenez ve Beatriz’in aşkına engel olmaya çalışan kaynana faktörü için elinden geleni yapacak üstüne sağdıçlığı bile kabul edecektir. Mario Jimenez ise Pablo Neruda’nın başkanlık seçiminde en büyük destekçisi Nobel ödülünün büyük gözlemcisi olacaktır.

Kitap bana sahil kasabasının en tatlı huzurunu hissettirip Hemingway’ in Yaşlı Adam ve Deniz kitabını andırdı. İçimde bir huzur esintisi yaratmakla birlikte, Nazım Hikmet hayranı olan Pablo Neruda’ ya merak sardım. Tatlı ve edebi anlamda yüklü yaz kitabı okumak isteyenler için şiddetle önerimdir.

Kitap Alıntıları

Denizde güzel konuşma namıma ne varsa, kendisinde dilsizliğe dönüşmüştü.

sayfa 29

Bu öyle bir suskunluktu ki, taşlar bile onunla kıyaslandığında gevezeymişler gibi görünüyorlardı ona

sayfa 29

Politik yaşam, bir gök gürültüsü gibi inerek beni işimden gücümden aldı.

sayfa 45

Kalabalık kitleler benim için hayat dersi oldu.

sayfa 45

Temel çoğunluğun bir parçasıyım, o koskoca insan ağacının yapraklarından biriyim.

sayfa 45

Boş laftan daha kötü bir uyuşturucu olamaz. Meyhanede hizmet eden bir kızın kendisini bir Venedik prensesi gibi hissetmesini sağlar. Sonra da sıra gerçeklere gelince, gerçek hayata geri dönünce, sözcüklerin karşılıksız bir çek olduğunun farkına varırsın.

sayfa 56

Bak kızım, ırmaklar taşları getirir, sözcükler gebelikleri.

sayfa 58

Sevmem çatısız evi, ne de camsız pencereyi. Sevmem işsiz günü, ne de düşsüz geceyi. Sevmem kadınsız erkeği, ne de erkeksiz kadını. İsterim ki bütünleşsin yaşamlar, sönüp gitmiş öpücükleri alevlendirerek.

sayfa 66

Eğer onu göremeyeceksem gözlerim ne işe yarar ki!

sayfa 74

Materyalist, bir gül ile bir tavuk arasında seçim yapmak zorunda kaldığında hep tavuğu seçen kişidir.

sayfa 95

Siz karların kulaklarınıza kadar çıktığından yakınıyorsunuz, oysa ben asla ve asla tek bir kar tanesi bile görmüş değilim.

sayfa 110

Şairlerin en yalnızıydım ve benim şiirlerim yöreseldi, acılıydı, yağmurluydu. Ama her zaman insana güven duydum. Umudumu hiç yitirmedim

sayfa 118

Yaram ne bir kuyu kadar derin ne de bir kilise kapısı kadar geniş, ama yeterli. Yarın gel beni sor da gör bak nasıl kaskatı kesilmişim.

sayfa 139

Author: zencefillikedi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir