Şeker Portakalı

YAZAR:JOSE MAURO DE VASCONCELOS

YAYNEVİ: CAN

SAYFA SAYISI:182

ORİJİNAL ADI: MEU PE DE LARANJA LİMA

Yazar Hakkında

26 Şubat 1920’ de Brezilya  Rio de Janeiro’ da doğdu. Yarı kızılderili yarı Portekizlidir. Yoksul bir aileden gelen yazar çeşitli işlerde çalışmış, iki yıl tıp eğitimi almış, boks antrenörlüğü yapmıştır. Yazarın Şeker Portakalı üçlemesinden başka, Kardeşim Rüzgar Kardeşim Deniz, Yaban Muzu, Kayığım Rosinha gibi eserleri de bulunmaktadır.

Kitap İncelemesi

Zeze Brazilya’ nın Minas bölgesinde yaşayan 5 yaşında kendi küçük ama hayal gücü ve yüreği kocaman bir çocuktur. Fakir ve bunalımlı bir ailenin en küçük çocuğu olan Zeze yalnızlıkla ancak yaramazlık yaparak başa çıkabilmiştir.

Taşınmak zorunda kaldıkları evin bahçesine ektikleri şeker portakalı ağacının bakımını üstlenmesiyle en yakın arkadaşı bir şeker portakalı ağacı olmuş, her gün onunla dertleşir olmuştur. Yaramazlıklarıyla şeytan olarak adlandırılmış olan bu küçük çocuğun sevgiye muhtaç kalbini kimse anlamamıştır. Aslında Zeze babasından beklediği noel hediyesini babasının parasızlıktan alamamış olduğunu anladığında, beklentisinden utanıp mahcup olan, öğretmeninin vazosu boş olduğu için üzülmesin diye ona çiçekler getiren naif yürekli pamuk kalpli bir çocuktur.

En sevdiği oyun olan giden arabaların arkasına yapışıp rüzgarı hissetme oyununu oynadığı bir gün Portekizli Manuel Voladeres’ e yakalanır ve bu tehlikeli oyun yüzünden Portekizliden yediği şaplak sonucu gururu kırılıp onu öldüreceğine dair yemin eder. Fakat yaptığı yaramazlık sonucu sakatlandığı başka bir gün Portekizli onu arabasına alır ve ayağını tedavi ettirir. Sonrasında ısmarladığı limonata ile dostlukları başlar. Hayatta en sevdiği insan Portekizlidir artık. Babası olmasını istediği bu adamın sevgisi, ailesinden yediği dayaklara katlanması için bir dayanak olacak, ölmek istediği zamanlarda onu hayata bağlayacaktır. Fakat Portekizlinin bir tren kazasında ölümü ile Zeze ateşler içinde geçirdiği buhranla arkadaşına veda edecektir. Herkes bu buhranın sebebini evlerinin bahçesinden geçecek olan yolun ilk arkadaşı Şeker Portakalı’ nın kesilmesine neden olacağını düşündüğü için sansa da Zeze’ nin naif ve güzel kalbi kaldırabileceğinden fazla bir acıyla tanışmıştır.

Yazarın “Bu  kitabı  yirmi yıl yüreğimde sakladım ama 12 günde yazdım “ dediği kitap, Vasconcelos’ un hayatından kesitler sunar. Şeker Portkalı’ nda çocukluk yıllarını anlatan yazar Güneşi Uyandıralım ve Delifişek’ de ise gençlik yıllarına değinmiştir.
Şeker Portakalı her ne kadar çocuk kitabı olarak gözüküyor olsa da zamanla küçücük bir çocuğun acılara karşı gerdiği göğüs çoğu yetişkine yol gösteren bir kült roman haline gelmiştir.

Bir çok şımarıklığı kendimize hak gördüğümüz şu hayatta, küçük yaşta acılarla büyüyen kalplerini kimselere açamayan her çocuğun hayatına bir Portekizli girmesi dileğiyle.

İzlemek isteyenler için, Kitap 2012 yılında aynı adla beyaz perdeye de aktarılmıştır.

Kitaptan Alıntılar

Neden benim gibi yapmayı öğrenmiyorsun?

Sen ne yapıyorsun ki?

Kimseden hiçbir şey beklemiyorum. Böylece hayal kırıklığına da uğramamış oluyorum…

Bekleye bekleye umudum kırılmış gibiydi.

Yüreğim, midemden de çok ağrıyordu.

Hayatta her şey geçici..

Zezé, bugün neyin var?

Hiç, yalnızca gırtlağımı düğümleyen bir şey, içimde dalgalanan bir hüzün başlangıcı.

Yaşama arzumu yitirmiştim bir kere. Gökyüzüne gitmek istiyordum ve yaşayanlar oraya gidemezlerdi.

Herkes herzaman haklı. Bense, hiçbir zaman.

“Daha çok anlat” dedim.

“Hoşuna gidiyor mu?”

“Çok. Elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum.”

“Bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?”

“Gider gibi yaparız.

‘Nen var Zeze?”

”Hiç. Şarkı söylüyordum.”

”Şarkı mı söylüyordun?”

”Evet.”

”Öyleyse ben sağır olmalıyım.

İnsanın içinden de şarkı söyleyebildiğini bilmiyor muydu yoksa? Bir şey demedim. Bilmiyorsa bunu ona öğretmeyecektim.

Sevginin ne olduğunu gerçekten keşfedeli beri, bütün sevdiklerimi sevgiye boğuyordum.

Tanrım! Neden hayat bazıları için bu kadar zor?…

Uyuyalım. İnsan uyudu mu her şeyi unutur.

Seni yüreğimde canlandırarak öldürdüm.

Çocuk yüreği unutur ama affetmez.

Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi.

“ Önemi yok, onu öldüreceğim!”

“Ne diyorsun sen küçük; babanı mı öldüreceksin? “

” Evet yapacağım bunu. Başladım bile. Öldürmek, Buck Jones’un tabancasını alıp güm diye patlatmak değil! Hayır. Onu yüreğimde öldüreceğim, artık sevmeyerek… Ve bi gün büsbütün ölecek ”

Masalın nerde bittiğini, hayatın nerde başladığını fark edemiyorum. Bazen suratıma garip bakıyorlar, o zaman uyanır gibi oluyorum.

Sevgisiz bir hayatın hiçbir anlamı yok.

Öyle kötüyüm ki, doğmamam gerekirdi.

“ Acılarım kaç gün sürecek portuga? “

” 40 gün. “

” 40 gün sonra geçecek mi? “

” Hayır, alışacaksın.. “

Hiç yaşama isteğim yok artık. İyileşirsem kötü bir çocuk olacağım. Anlamazsın sen. Artık uslu durmama değecek kimsem kalmadı…

Hepimiz büyüktük. Küçük küçük parçalarla, aynı hüzüntüden payını alan büyük ve hüzünlü kişiler.

Uslu uslu oturmak istiyorum. Kimseyle ilgilendiğim yok.

Author: zencefillikedi

4 thoughts on “Şeker Portakalı

  1. Çocukken okuduğumuz bu güzel romanın tekrar hatırlanmasını sağlaman çok güzel oldu. ”İnsana yüreğini ince ince hissettiren” duygu dolu anlara götürdü. Emeğine sağlık 🙂

  2. Çok merak ettiğim üçlü mutlaka okuyacağım yorumunuzdan sonra daha da merak ettim emeğinize sağlık 🥰

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir